top of page

Arş’ın Etrafındaki Gizem: Sekiz Nehir, Dev Yılan, Harkail ve Arş’ı Tavaf Eden Melekler


Arş’ın Etrafındaki Gizem: Sekiz Nehir, Dev Yılan, Harkail ve Arş’ı Tavaf Eden Melekler
Arş’ın Etrafındaki Gizem: Sekiz Nehir, Dev Yılan, Harkail ve Arş’ı Tavaf Eden Melekler

Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnâme adlı eserinde, Arş-ı A‘zam’ın etrafında sekiz büyük nehirden, binlerce nur ve karanlık perdesinden, saf saf dizilen meleklerden ve hatta Arş’ı kuşatan devasa bir yılândan bahsedilir. Bu âlemde melekler farklı görevlerle yaratılmış; kimisi Arş’ı tavaf eder, kimisi insanları korur, kimisi de peygamberlere vahiy getirir. İsrafil, Cebrâil, Mikâil ve Azrâil gibi büyük melekler ise bütün meleklerin peygamberleri ve reisleri olarak anlatılır.


Peki, Arş’ın etrafındaki sekiz nehir neyi sembolize eder? Harkail isimli meleğin Arş’ı dolaşmak için yaptığı binlerce yıllık yolculuk bize hangi sırrı gösterir? Devasa yılanın tesbihi niçin bütün meleklerin sesini bastırır? Ve insanlara hizmet eden meleklerin görevleri nelerdir? Marifetnâme’nin bu bölümü, göklerin ötesinde hayal gücünü aşan tasvirler ve derin hikmetler sunuyor.




Ey aziz! Tefsir ve hadis âlimleri ittifakla şöyle bildirmişlerdir:

Allahü Teâlâ, Arş-ı A‘zam’ın etrafında sekiz büyük nehir yaratmıştır. Bunların dördü kardan beyaz ve soğuk, dördü de baldan tatlı ve güzel kokuludur. Bu nehirler devamlı olarak akıp Arş-ı A‘zam’ın etrafını tavaf ederler. Hakk Teâlâ, Arş’ta Harkail isminde, bütün eşyanın ve mahlûkatın sırlarını bilen bir melek yaratmıştır. Bu melek Arş’ın büyüklüğünü merak edip Hakk Teâlâ’dan izin isteyerek Arş’ı tavaf etmeye çıkmıştır. Sekiz bin kanadı ile üç bin sene uçmuştur. Uçmaktan aciz kalınca Hakk Teâlâ ona kuvvet verip tekrar uçmasını emretmiştir. Üç bin sene daha Arş’ın etrafında uçarak yorulduğunda, Hak Teâlâ yine kuvvet verip uçmaya devam etmesini emretmiştir. Tekrar üç bin sene daha uçup yine âciz kaldığında, dokuz bin senede Arş’ın ancak bir direğinden diğer direğine gittiğini anlamıştır. Melek bu hayret içindeyken, Hakk Teâlâ’dan:


“Yâ Harkail! Kıyâmete kadar uçsan, yine Arş’ımı tamamen tavaf edemezsin.”


diye bir nida gelmiştir.


Arş-ı A‘zam’ın etrafında sekiz nehrin ötesinde, Arş’ın nûrunun şiddetinden yanmamaları için oradaki meleklere bir engel olmak üzere, bin adet aydınlıktan ve bin adet de karanlıktan perdeler yaratılmıştır. Bu perdelerin ötesinde yetmiş bin saf melek yaratılmıştır. Arş’a müstevlî olan Rahmân’ı devamlı olarak tesbih ederler ve Arş’ın etrafında tavaf için dönerler. Günde iki kere Hamele-i Arş’a selâm verme sırası gelen bu meleklere Melaike-i Saffûn ve Haffûn derler. Bunların ötesinde yetmiş bin saf melek daha yaratılmıştır. Bunlar daima ayakta durup:


“Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm.” derler.


Bütün bu saf saf olan meleklerin ötesinde bir büyük yılan vardır. Arş-ı A‘zam’ı, başı kuyruğunun üzerine gelmek üzere çevrelemiştir. Başı beyaz inciden, bedeni sarı altından ve gözleri kırmızı yakuttan yaratılmıştır. Her tüyünün dibinde bir meleğin tesbih ettiği yüz bin kanadı vardır. Bu sarı yılanın tesbihinin sesi, diğer bütün meleklerin tesbih seslerini bastırarak onlara korku verir. Ağzını açtığı zaman gökleri ve yeri bir lokmada yutması mümkündür. Eğer o büyük yılana ilham olunmasa idi, onun sesinin heybetinden bütün mahlûklar helâk olurdu.


Allahü Teâlâ, melekleri çeşitli tarzlarda nûrlardan yaratmıştır. Arş-ı Enver’e yakın olan meleklerin nûrları daha kuvvetli ve parlaktır. Arş’taki meleklerin nûrlarına Sidre’deki melekler tahammül edemezler. Sidre’deki meleklerin nûrlarına da göklerde ve yerde olan melekler dayanamaz, yanarlar.


Bütün melekler Allahü Teâlâ’nın emirlerini yapmakla meşguldürler. İnsan gibi günah işlemezler. Gıdaları Allah’ı zikir olup yemek, içmek, uyumak, cinsî münasebette bulunmak gibi özellikleri yoktur. Çoğunluğu insan şeklindedirler. Uçan kuşlara benzerler, latif cisimler oldukları için çeşitli şekiller alırlar. Hakk Teâlâ’nın emri ile her biri bir hizmete yıldırım gibi gider. Her biri ayrı bir iştedir; Arş etrafında tesbih ve tavaf ederler. Kürsî’de, Sidre’de, Cennet’te, Cehennem’de, gökte, yerde bulunan sayısız meleklerin kimi kıyamda, kimi rükûda, kimi secdede, kimi oturarak devamlı olarak Allah’ı tesbih ederler. İnsanların hizmetinde olanları gece gündüz onları korur ve amellerini yazarlar. Bunlara Kirâmen Kâtibîn ve Hafaza melekleri denir.


Meleklerin de kendilerinden peygamberleri vardır. Bu peygamberlerden biri İsrafil aleyhisselâmdır ki, Sûr’a üfürecektir. Birisi Cebrâil aleyhisselâmdır ki, altı yüz kanadı vardır. Her birinde yüz teleği vardır; her teleğin uzunluğu meşrik ile mağrib arası kadardır. Bütün kanatları renkli nûrlardan olmakla beraber, büyük cüssesi kardan beyazdır; ayakları yerin altına kadar uzanır. Kanadının bir tüyüyle dağları devirip ufalayacak kadar kuvvetlidir. Hakk Teâlâ’dan yeryüzünde olan peygamberlere selâm ve vahiy getirmekle görevlidir. Şekil ve büyüklükte İsrafil aleyhisselâm gibidir.

Biri de Mikâil aleyhisselâmdır ki, kanatlarının sayısını ancak Hakk Teâlâ bilir. Denizlerdeki melekler ona bağlıdır. Gökler ve yer meleklerle doludur. Her birinin yağmuru indirmek gibi nice vazifeleri vardır. Her yağmur damlasını bir melek indirir ve kıyamete kadar ona bir daha nöbet gelmez. Yağmur yağdırma işi Mikâil aleyhisselâma bırakıldığından, her yere yağan yağmur Mikâil aleyhisselâmın rey ve tedbirindedir. Cebrâil aleyhisselâmın şekil ve büyüklüğündedir.


Meleklerin peygamberlerinden birisi de Azrâil aleyhisselâmdır ki, can almakla görevlidir. Bütün rûhları kabz eden odur. Bütün yeryüzü onun huzurunda bir sofra gibidir. Yüz binlerce rahmet ve gazab melekleri onun emrindedir. Şekil ve büyüklükte, kanatlarının çokluğunda Mikâil aleyhisselâm gibidir.


İsrafil, Cebrâil, Mikâil ve Azrâil aleyhimüsselâmın dördü bütün meleklerin reisleri ve peygamberleridir. Göklerde ve yerde olan meleklerin hepsi bu büyük meleklere boyun eğerler ve onlara itaat ederler.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page